Pratik Bilgiler Kılavuzu

Perianal Apse ve Fistül

Perianal apse, makat bölgesi etrafında şişlik, ağrı ve kızarıklıkla ortaya çıkar. Tipik olarak hastaların ateşi mevcuttur. Hızla bu bölgedeki enfeksiyonun boşaltılması ve uygun tedavinin yapılması gerekir. Ağrı dayanılmaz boyutlara erişebilir. Enfeksiyonun kontrolünde gecikme özellikle yaşlı, diabetik (şeker hastası) hastalarda hayatı tehdit edebilecek boyutlara erişebilir.

Perianal fistül, apsenin iyileşmesinden sonra gelişen bir hastalıktır. Bu bölgedeki apselerin uygun tedavisi ile yaklaşık %50 si fistüle dönüşmeden kapanabilir. Fistüllerde ise temel problem akıntıdır. Hastada sarı renkli, genelde kötü kokulu zaman zaman artan bir akıntı olur.

Tedavisinde çeşitli cerrahi yöntemler mevcut olmakla birlikte cerrahi esnasında meydana gelecek problemler ileride büyük abdest tutamamaya kadar varacak sonuçlara neden olabilir.

Daha fazla oku...

Hemoridal Hastalık (Basur – Mayasıl)

Makat bölgesinde şişlik ve kanama ile kendini gösteren ve halk arasında son derece yaygın rastlanan bir hastalıktır. Gerçekte hemorid adı verilen toplar damarlar her insanda bulunur ve büyük abdest ihtiyacının giderilmesi esnasında bir yastık gibi görev yaparak makat bölgesinin zarar görmesini önleyen önemli yapılardır. Kabızlik, aşırı ıkınma, tuvalette uzun zaman oturulması (gazete, kitap okuma vs.), hamilelik ve ailevi yatkınlık hemoroidal hastalık oluşmasında etkili nedenlerdir.

En önemli belirti dışkılama esnasında meydana gelen kanama ve ağrıdır. Bunun dışında makattan dışarı sarkan memeler, kaşıntı diğer bulgulardır. Hemoroidal hastalığın iç ve dış hemoroidal hastalık olmak üzere iki tipi mevcuttur. Dış hemoroidlerde ağrı ön planda iken iç hemoroidlerde kanama daha ön planda olan bulgudur. iç hemoroidlerde 4 evre tanımlanmıştır.

!DiKKAT: Hemoroidal hastalığın dişisi erkeği yoktur. Hemoroidal hastalık kansere dönüşüm göstermez. Ancak kalın bağırsak kanserinde de en önemli bulgu makattan kan gelmesi olduğu için özellikle yeterli muayene ve tetkik yapılmaksızın körükörüne basur tedavisi uygulanan hastalarda mevcut bir kalın bağırsak kanseri atlanabilir ve bu hastalığın çok ileri evrelerde karşımıza çıkmasina neden olur.

!YAPMAYIN: Halk arasında çeşitli bitkilerin yakılması ve ezilmesi ile yapılan merhemler gibi maddelerin makat bölgesine sürülmesi bu bölgede CİDDİ PROBLEMLERE NEDEN OLABİLİR. Utanma, korku vb. nedenlerle doktora gitmeden çevreden duyduğunuz ilaçlarla kendi kendinizi tedavi etmeye KALKIŞMAYIN. Bu bölgedeki özellikle anal fissür (çatlak) veya perianal fistül hastalıklarında da kanama, ağrı, akıntı bulguları olacağı için uygun olmayan bir ilacın kullanılması hastalığın ilerlemesine yol açabilir.

!YAPIN: Hastalığın erken evrelerinde tuvalet alışkanlığının ve beslenme şeklinin gözden geçirilmesi çok önemlidir. Tuvalete belirli bir düzen içerisinde (sabah kahvaltısı ve akşam yemeği sonrası) gidilmeli ve ihtiyacın giderilmesini takiben çıkılmalıdır. Gıda seçiminde sebze ağırlıklı yiyeceklerin tercih edilmesi, günlük en az 2-3 Lt (8-10 bardak), bağırsak alışkanlığının düzenlenmesi açısından günde 1 bardak kefir içilmesi ve yoğurt yenmesi önemlidir. Yoğurdun içine kepek veya yulaf katılması ile kabızlık önlenebilir.Günde 3-4 kez yapılacak ılık suda 5-10 dakika oturma banyoları hastayı rahatlatır.

Tedavide bunun dışında infrared kuagülasyon (ışık ile yakma), bant ligasyonu (lastik bant ile sıkma) ve hastalığın evresine göre ameliyat diğer yöntemlerdir.

Daha fazla oku...

Anal Fissür (Çatlak)

Makat bölgesinde meydana gelen çatlaklardır. Özellikle kabızlık sonucu sert ve fazla miktarda gaitanın yapılması esnasında meydana gelir. Genellikle birkaç gün içerisinde iyileşirler ancak acıma korkusu ile tuvalete gitme ihtiyacının ertelenmesi ve beslenme düzeni bozuk olan kişilerde hastalık kronik (süregen) forma dönüşebilir. Bu durumda her tuvalet esnasında ağrı ve damla damla veya tuvalet kağıdına kan bulaşması gözlenir.

Tedavide kabızlığın önlenmesi, tuvalet öncesi kremlerle makat bölgesinin yumuşatılması ve sıcak oturma banyoları çok etkilidir. Kronik hastalarda özel gevşetici kremler, botox enjeksiyonları ve operasyon seçenekleri tedavide yer alır.

Daha fazla oku...

Pilonidal Sinüs (Kıl Dönmesi)

Halk arasında kıl dönmesi olarak bilinir. Bir beze içerisinde kıl toplanması anlamına gelen bu hastalık özellikle kuyruk sokumunda sık olmakla birlikte göbek, koltuk altı gibi bölgelerde de görülebilir. Erkeklerde sık olmakla birlikte bayanlarda da gelişebilir. Kuyruk sokumunda ağrı şişlik ve akıntı ile kendini gösteren hastalıkta bu bölgede toplu iğne ucu şeklinde delikler olması ve üzerine basıldığı zaman bu deliklerden bir miktar iltihap gelmesi tipiktir. Tedavide onlarca yöntem tanımlanmıştır. Laser uygulamaları, içerisine madde enjeksiyonları, eksize edilerek (çıkarılarak) açık bırakılması veya doku kaydırmasi ile onarım popüler tedavi yöntemleridir. Tedavi seçiminde en önemli nokta nüks riskinin en az olduğu ve hastanın günlük yaşantısını en az etkileyecek yöntemin seçilmesidir. Hastalık bazen akıntının olduğu deliklerin tıkanması ile apse şeklinde ortaya çıkabilir. Bu durumda şiş, kızarık hızla büyüyen bir beze meydana gelir ve yumurta büyüklüğüne ulaşabilir. Acil olarak boşaltılması ve antibiyotik tedavisi uygulaması ile enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra tedavisi planlanmalıdır.

!YAPMAYIN: Apse oluştuğunda üzerine halk arasında “kara merhem” olarak bilinen kremin uygulanması kontrolsüz bir boşalmaya ve üzerindeki derinin zarar görmesine yol açar, bu nedenle KULLANILMAMALIDIR.

!YAPIN: Apse olmayan hastalarda günlük duş alınması ve çamaşırların değiştirilmesi, bölgedeki kılların uzaklaştırılması, oturuş pozisyonuna dikkat edilmesi bir uzman tarafindan uygulanacak tedavi öncesi enfeksiyona karşı koruyucu önlemlerdir.

Daha fazla oku...

Fıtık

Vücudun herhangi bir organının; genellikle bağırsağın, kaslar arasındakı zayıf bir noktadan dışarı çıkmasına fıtık denir. Bu tanım çok geneldir. Boyun fıtığı, bel fıtığı, mide fıtığı, göbek fıtığı, kasık fıtıkları, ameliyat yeri fıtıkları, gibi birçok fıtık tanımlarını içermektedir. Bel fıtığı omurların arasındaki disk denen kıkırdak yapının yerinden çıkarak sinirlere doğru baskı yapması ile oluşur. Beyin cerrahisi bölümünün tedavi ettiği bir durumdur. Halk arasında siyatik de denir.

Diğer fıtık çeşitleri (çocukluk grubu hariç) Genel Cerrahi kapsamında olup tüm fıtıkların tedavisi nihayetinde cerrahi yolladır. En sık rastlananı kasık fıtıklarıdır (ingüinal herni). Kasık bölgesinde şişlik, ağrı ile kendini gösterir ve öksürünce veya ıkınınca büyür; genellikle yatınca kaybolur.

!DiKKAT: Kasık bağları erken dönemde fıtığın dışarı çıkmasını önlemekle birlikte, bu bölgenin daha da zayıflamasına yol açarlar. Tedavi edici etkileri olmayan bu tür bağlar KULLANILMAMALIDIR.

Kasık fıtıklarında cerrahinin amacı dışarı çıkabilecek bir bağırsağın boğulmasını önlemektir ve bu nedenle operasyon mümkün olan en kısa zamanda değerlendirilmelidir.

Daha fazla oku...

Karın Ağrısı

Karın ağrısı, insan hayatında sık karşılaşılan, çoğu zaman kendiliğinden geçen ve ek tedavi gerektirmeyen bir durumdur. Ancak şiddetli, ani başlayan, bulantı – kusma, gaz ve gaita çıkartamama, ateş gibi ek yakınmalarla birlikte olan karın ağrısı önemli bazı hastalıkların habercisi olabilir ve mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir. Karın ağrısı olan bir hastanın doktor tavsiyesi dışında her türlü ağrı kesici alması son derece SAKINCALIDIR!

Daha fazla oku...

Tiroit Hastalıkları

Tiroit bezi boynun ön tarafında, soluk borusunun hemen önünde yer alan bir iç salgı bezidir. Bölgesel olarak ses tellerini hareket ettiren sinirler ve vücudun kalsiyum dengesini sağlayan paratiroit bezleri ile yakın komşuluk halindedir. Bu komşulukları nedeni ile operasyonu son derece özellik göstermektedir.

Tiroit nodülleri, tiroit bezinde yer yer şişlik ile kendini gösterebilen, oldukça sık görülen ve tedavisi mümkün olan bir durumdur. Düşük oranda da olsa, bazı nodüller kanser hücrelerinden oluşabilirler. Bu nedenle, tüm nodüller mutlaka incelenmelidir. Diğer bölgelerin aksine kötü huylu tiroit tümörlerin cerrahi tedavisi bazı istisnalar dışında çok etkilidir ve kür şansı oldukça yüksektir.

Daha fazla oku...

Meme Hastalıkları

Meme şikayet ve hastalıkları sıkça karşılaşılan durumlardır. Meme kanserinin sıklığı nedeniyle, meme ile ilgili problemler hasta tarafından tedirginlikle karşılanır. Ancak meme şikayetlerinin ve bulgularının ancak küçük bir kısmı kanserle ilişkilidir ve böyle bir durumda, teşhisin erken konulması önemlidir.

Meme ile ilgili sıkça karşılaşılan durumlar; iyi huylu meme kitleleri, meme başı akıntıları, meme apsesi ve meme kanseridir. Meme, süt kanalları, bağ dokusu ve meme dokusundan oluşan bir organdır. Adet döneminden önce ve bazen adet süresince memelerde hassasiyet, ağrı ve şişkinlik hissedilebilir. Bu, meme dokusunda sıvı toplanmasına ve vücuttaki hormon seviyelerine bağlıdır ve normaldir. Ancak ele kitle geliyorsa ve bir dahaki adet dönemine kadar geçmiyorsa en kısa zamanda meme muayenesi amacıyla doktora başvurulmalıdır.

Meme kanseri memede ele gelen bir kitle olarak kendini belli eder. Ancak, memede ele gelen her kitle kanser olmayıp, bunların %85’i iyi huyludur. Bir kitlenin kanser olup olmadığının ayırımını, uzman bir doktor yapabilir. Her ay kendi kendine meme muayenesi yapan, yıllık meme muayenesi için doktoruna giden ve uygun yaş ve risk gruplarında (en önemli risk faktörü ailede meme kanseri olmasıdır!) yıllık mamografi kontrolü yaptıran kadınlarda erken meme kanserini yakalamak ve tanı koymak daha kolaydır.

Meme apseleri, genellikle emziren kadınlarda olmakla birlikte, her kadında görülebilir. Emziren kadınlarda emzirme aralıklarının uzamasıyla memede süt birikimi olabilir ve bu iltihaplanabilir; ya da meme başındaki çatlaklardan bakteriler girerek meme apsesine yol açabilir. Apse, memede hassasiyet, meme dokusunda sertleşme, kızarıklık ve ağrıya yol açar.

!DiKKAT: Memesinde o zamana kadar olmayan bir değişiklik fark eden kişi, kendi kendine bir teşhis koymaya çalışmamalı, konunun uzmanı olan bir doktora başvurmalıdır.

!YAPIN: Kendi kendinize meme muayenesi yapabilirsiniz, dikkat edilmesi gerekli noktalar: Memede kitle, meme başından akıntı, ciltte çekilme ya da içe göçüklük, meme başında çekilme, meme başının etrafindaki ciltte pullanma, tahriş, cilt renginde ve görünümünde değişiklikler, “portakal kabuğu” gibi hissetme, memede şişme, kızarıklık ya da ısı artışıdır.

Daha fazla oku...

Safra Kesesi Hastalıkları

Safra kesesinin en bilinen ve sık gözlenen hastalığı safra kesesi taşlarıdır. Tesadüfen yapılan ultrasonografilerde veya mide ağrısı ve yanma şikayeti ile doktora giden hastalarda da tetkik esnasında bulunabilmekteyse de en sık rastlanan bulgusu yağlı ve ağır bir yemeği takiben (genellikle akşamları) başlayan şiddetli karın ağrısıdır. Ağrının 6 saatten uzun sürdüğü, ateş gibi enfeksiyon bulgularının eşlik ettiği hastalarda hastaneye yatırılarak tedavi gereksinimi vardır. Bulguların daha hafif olduğu hastalar ayakta takip edilebilir. Önerilen tedavi hastada bir rahatsızlık yaratıyorsa safra kesesinin laparoskopik (kapalı ameliyat, kansız ameliyat) yöntemle alınmasıdır. Safra kesesi taşlarında eritme tedavisi böbrek taşlarının aksine etkili bir yöntem değildir. Ciddi atak geçiren hastalarda bulguların iyileşmesi amacıyla 8-10 hafta beklendikten sonra ameliyat uygulanması seçilebilecek yöntemlerden birisidir.

!DiKKAT: Safra kesesinde taşı olan hastaların aynı zamanda ülser veya gastrit şikayetleri de bulunabilir. Hastanın yakınması bu gastrit veya ülsere bağlı olmasına rağmen yanlışlıkla safra kesesine bağlanması ve bu problemler tedavi edilmeden hastanın ameliyata alınması, ameliyat sonrası hastanın şikayetlerinin azalmasından çok artmasına neden olacaktır.

Safra kesesi rahatsızlığı olan hastaların ağır yağlı yemekler, kızartmalar, yumurta ve çikolata atak geçirmelerine neden olabilir. Ameliyat öncesi bu yiyeceklerden kaçınılması önemlidir.

Daha fazla oku...

Gaz ve Büyük Abdest Kaçırma (Gaz – Gaita İnkontinansi)

Kişinin sosyal olarak uygun zaman ve yer bulana kadar dışkılama veya idrar ihtiyacını kontrol edebilmesine kontinans denir. Anal inkontinans, istemsiz olarak gaz ve/veya gaita kaçırılması yani gaz ya da gaitanin kontrol edilememesi ile karakterli bir hastalık grubudur.

Toplumda çeşitli derecelerde oldukça yaygın olduğu düşünülmektedir. Gizlenme eğilimi nedeniyle kesin rakamlar verilmesi zordur. Ancak, yabancı kaynaklarda örneğin bakımevlerinde yaşayan yaşlılarda %10’un üzerinde sıklıklara ulaştığı bilinmektedir. Ülkemizde bu sıklığın özellikle çok doğum yapmış orta yaş üzeri bayanlarda %18-20’lerde olduğu tahmin edilmektedir.

Anal inkontinans sonuçta hayatı tehdit edici bir hastalık olmamasına rağmen kişinin hayat kalitesini son derece olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Hasta kendini sosyal yaşamından uzaklaştırır. Devamlı altına kaçırma korkusu nedeniyle arkadaş toplantılarına katılmayı reddeder, mecburen gittiği yerlerde ise devamlı bir endişe halinde kapıya en yakın noktaya oturma gayreti içerisindedir. Batı toplumlarından farklı olarak gaz ve büyük abdest kaçırma ibadeti de engelleyen bir problemdir.

Çok çeşitli nedenlere bağlı olabilmektedir. Çok sayıda ve zorlu doğum hikayesi olan kadınlarda doğum sonrası hemen ortaya çıkmasa dahi, ileri yaşlarda gaz-gaita kaçırma şikayetleri gelişebilmektedir. Bunun nedeni, zor doğumlar sırasında makat bölgesinde bulunan tutucu kaslarda ya da bu kasların sinirlerinde zorlanmaya bağlı yaralanmalardır. Daha önce hemoroid ameliyatı, fistül ameliyatı, anal fissür ameliyatı gibi ameliyatlar geçirmiş olanlarda ameliyatta sfinkter kaslarının uygunsuz tarzda kesilmesine bağlı olarak ameliyattan hemen sonra ya da seneler sonra gaz-gaita kaçırma şikayetleri gelişebilmektedir. Bunlar dışında; kolit tarzı hastalıklar, kronik kabızlık (konstipasyon), tümörler ya da bazı nörolojik hastalıklara bağlı olarak da gaz-gaita kaçırma şikayetleri gelişebilir.

TANI: En önemli aşama, hastalığın nedenlerinin ve derecesinin tam olarak saptanmasıdır. Öncelikle, gaz-gaita kaçırmanın derecesinin yani ciddiyetinin objektif olarak kaydedilmesi gereklidir. Böylelikle, daha sonra uygulanacak tedavilere yanıtın ne ölçüde olduğu da sayısal olarak belirlenebilecektir. Bu amaçla tarafımızdan Wexner ya da Miller skorları kullanılmaktadır. ikinci aşamada hastalığın nedeninin tam olarak saptanması gerekir. Bunun için anal ultrasonografi, pudendal sinir ölçümleri (PNMTL) ve anal manometrik incelemeler yapılır. Bu incelemelerin eksiksiz yapılması ve konunun uzmanları tarafindan doğru yorumlanmaları zorunludur.

TEDAVİ: Anal inkontinans tedavisinde yüksek başarı sağlanması mümkündür. Ancak bunun için yukarıda kısaca tanımlanan tetkiklerle hastalığın nedenleri ve derecesinin iyi saptanmış olması zorunludur. Doğru tanı ve derecelendirme çerçevesinde, inkontinans nedeninin kaslardaki yırtılmalar ya da yetersizlik ve/veya bu kasların fonksiyonunda rol oynayan sinirlerde harabiyet olması noktaları aydınlatılır. Kas ve/veya sinirdeki yapısal ya da fonksiyonel bozuklukların tam tespiti sonrası uygun tedavi şekillendirilir. Tüm bu aşamalarda hastaya ayrıntılı bilgi verilmelidir. Erken evre vakalarda ve özellikle sinir harabiyetine bağlı kaçırma olgularında; pelvik taban egzersizleri, biofeedback gibi özel tedavi yöntemleri uygulanır. Kaslarda yırtılmanın saptandığı durumlarda ise genellikle cerrahi yaklaşımla bu hasarın onarılması ile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir.

Sebebi ne olursa olsun, özel bazı dietler, görsel/işitsel destekli özel egzersizler, elektrofizyolojik bazı sinir stimulasyonlari (akapunktur benzeri) tekniklerle tüm hastalarda kayda değer gelişmeler sağlanabilir.

Özellikle son yıllarda ameliyat yapılmaksızın, çeşitli sinir uyarıları verilmesi ile makat bölgesi kaslarının tekrar fonksiyon görmeye başlaması ve kişinin tutma eğitiminin alması ile hastalarda son derece olumlu gelişmeler sağlanmaktadır. Sonuçta tedavideki başarı ile hastada tekrar “topluma geri dönüş”, “kendini normal hissetme” en önemli noktalardır.

Daha fazla oku...