Etiket - Ozon

Prof. Dr. Ahmet Karamercan - Kanser ve Ozon Tedavisi

Prof. Dr. Ahmet Karamercan – Kanser ve Ozon Tedavisi

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A.D. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karamercan Kanser ve Ozon Tedavisi ile ilgili açıklama yapıyor ve soruları cevaplıyor.

Kanser ve Ozon Tedavisi

Oksijen eksikliği, kanserin yayılmasını kolaylaştıran faktörlerden birisidir.
Kanser hücreleri, oksijen açısından zengin bir ortamda varlıklarını sürdüremediğinden, yeterli oksijen sağlanırsa, tümör hücrelerinin öldüğü tespit edilmiştir.

Ozon tedavisinin, direkt tümör hücrelerini yok edici etkisi yanında, bağışıklık sistemini güçlendirici, kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerini engelleyici etkisi de vardır.

Daha fazla oku...
Prof. Dr. Ahmet Karamercan - Ülseratif Kolit ve Ozon Tedavisi

Prof. Dr. Ahmet Karamercan – Ülseratif Kolit ve Ozon Tedavisi

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A.D. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karamercan Ülseratif Kolit ve Ozon Tedavisi ile ilgili açıklamaya yapıyor ve soruları cevaplıyor.

Ülseratif Kolit ve Ozon Tedavisi

“Sebebi net olarak bilinmeyen bir inflamatuar bağırsak hastalığıdır. Genetik, otoimmün ve alerjik nedenler ileri sürülmektedir. Hastalık en sık rektumda yerleşir, bazen tüm kalın bağırsağı tutabilir. Bağırsağın mukoza ve submukoza tabakalarını tutan hastalık bağırsak mukozasında harabiyete yol açar, ülserler gelişir ve ülserler arasında yalancı polip görünümleri ortaya çıkar.

Hastalık dönemsel olarak aktive olur ve yatışır, hastalıklı ve sağlıklı dönemler birbirini takip eder. En sık rastlanan şikayet gece gündüz devamlı olan kanlı ishaldir. Ateş, karın ağrısı ve zayıflama olur. Kalın bağırsak dışında diğer organ ve sistemlerde de rahatsızlıklar görülebilir. Anorektal bölgede fistül ve apseler, karaciğer, safra kesesi ve eklem hastalıkları ile göz rahatsızlıklarına yol açabilir.Hastalığın uzun dönemde kansere yol açtığı bilinmektedir.25 yıl boyunca ülseratif kolit nedeniyle takip edilen bir hastada kolorektal kanser gelişme ihtimali %25-30 iken , 30 yılda bu oran %35’e ve 40 yılda %65’e çıkmaktadır.

Hastanın öyküsü, fizik muayenesi ve proktosigmoidoskopi – kolonoskopi (ışıklı aletler yardımı ile yapılan kalın bağırsak incelemesi) ile tanı konulur. Hastaların %86’sında antinötrofil stoplasmik antikor (pANCA) yüksek oranda bulunur. Hastalığın başlangıç evrelerinde ve komplikasyon bulunmayan vakalarda medikal tedavi uygulanır. Akut hastalığı olanlarda total parenteral beslenme ile barsak istirahate alınmalı, gerekirse kan ve kan ürünleri verilmelidir. Sistemik veya lavman yoluyla steroidler kullanılabilir. Sulfosalazin, sükralfat, immün süpresif ilaçlar, antidiareikler tedavide kullanılan diğer ilaçlardır. Diyette süt, meyve gibi bağırsak hareketlerini artıran maddeler kısıtlanırlar.

Hastalığın ileri evrelerinde kanama, bağırsakta delinme veya kanserleşme olduğunda cerrahi tedavi uygulanır. En çok uygulanan ameliyat total kolektomi (tüm kalın bağırsağın çıkarılması) + ileoanal anastomoz (ince bağırsağın anüse birleştirilmesi) veya ileal poş uygulamasıdır.”

 

Daha fazla oku...
Tiroid Bezi Hastalıkları - Prof. Dr. Ahmet Karamercan

Tiroid Bezi Hastalıkları

Tiroid bezi boynun ön tarafında, soluk borusunun hemen önünde yer alan bir iç salgı bezidir. Bölgesel olarak ses tellerini hareket ettiren sinirler ve vücudun kalsiyum dengesini sağlayan paratiroid bezleri ile yakın komşuluk halindedir. Bu komşulukları nedeni ile operasyonu son derece özellik göstermektedir.

Tiroid Bezi Hastalıkları - Prof. Dr. Ahmet Karamercan

Tiroid Bezi Hastalıkları – Prof. Dr. Ahmet Karamercan

Tiroid bezi hastalıkları toplumda son derece sık görülür. Genel olarak bu hastalıklar:

  1. Tiroid hormonu salgılama bozuklukları ( yetersiz veya fazla salgılama). Hipotiroidi (Tiroid tembelliği), Hipertiroidi (zehirli guatr) bu grupta incelenen hastalıklardır.
  2. Tiroid bezinin büyümesine bağlı soluk borusu ve diğer önemli boyun yapılarını sıkıştırmasına bağlı gelişen rahatsızlıklar
  3. Tiroid nodülleri
  4. Tiroid kanserleri

olarak sınıflandırılabilirler.

Tiroid Bezi Hastalıkları - Prof. Dr. Ahmet Karamercan

Tiroid Bezi Hastalıkları – Prof. Dr. Ahmet Karamercan

Tiroid hastalıklarında tedavinin ilk aşaması, tiroid bezinin fonksiyon-larının ortaya konulmasıdır. Özellikle hipertiroidi (zehirli guatr) varsa antitiroid ilaçlar ismi verilen ilaçlarla fonksiyon normale döndürülür. Hipotiroidizm varlığında ise dışarıdan tiroid hormonu vermek gereklidir.

Tiroid hastalıklarında ameliyat:
  1. Hipertiroidi ile seyreden toksik multinodüler veya nodüler guatr ile Graves hastalığında
  2. Tiroid bezinin büyemesine bağlı boyunda bası bulgularının olması ve kozmetik gereksinim olması durumunda
  3. Tiroid kanseri şüphesi bulunması durunda endikasyonu bulunmaktadır.
Tiroid Bezi Hastalıkları - Prof. Dr. Ahmet Karamercan

Tiroid Bezi Hastalıkları – Prof. Dr. Ahmet Karamercan

Daha fazla oku...
Prof. Dr. Ahmet Karamercan Perianal Fistül

Prof. Dr. Ahmet Karamercan – Perianal Fistül Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Perianal Fistül

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A.D. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karamercan Perianal Fistül hakkında bilgi veriyor, soruları cevaplıyor.

Perianal Fistüller halk arasında daha çok bilinen ismiyle Fistül hastalığı yani makat bölgesinin çevresinde bulunan herhangi bir delikten içeriye doğru akıntı gelmesi.
Teknolojinin ve imkanların gelişmesine rağmen Fistül hastalığı halen insanları çok rahatsız eden bir hastalık.

Ülkemizde her 10 kişiden birinde görünebilen bu hastalıkta temel problem başlangıçta önce bir şişlik oluşması, çok ağrılı olan bu şişliğin kendi kendine veya cerrahi olarak halk arasında bilinen deyimiyle patlatılması sonucu iltihabın boşaltılması sonucu gelişir.
Her iltihaptan sonra Fistül olup olmaması hastaların en çok merak ettiği şeylerden birisidir. Yaklaşık yüzde 40 ile 50’si iyi bir Drenaj ve iyi Antibiyotik tedavisinden sonra Fistül oluşmaksızın kapanabilir, ama yüzde 50’ye yakını böyle bir apse boşaldıktan sonra o bölgede Fistül rahatsızlığına yol açar.

Fistül rahatsızlığındaki en önemli problem makat çevresindeki kasların içerip içermemesiyle ilgilidir. Çünkü tedavi esnasında bu kaslara zarar gelmesi büyük abdest veya gaz kaçağına neden olacaktır.

Dolayısıyla ameliyat öncesi Manyetik Rezonans veya Endoanal Ultrasonografi gibi bir yöntemle Fistülle kasların ilişkisinin net olarak ortaya konması ve Fistülün haritalana bilmesi tedavinin başarısını direkt olarak etkileyen faktördür.
Tedavisinde gevşek veya kesici dediğimiz Seton, yani lastik uygulamaları en sık kullandığımız yöntemler, bunun dışında lazer uygulaması veya Fibroblast dediğimiz bir ipin ucuna takılmış özel bir aparatın Fistül Trakt‘ından geçirilmesi ve içinin kazındıktan sonra iyileşmeye bırakılması veya Fistül Trakt’ının kenarlarından gevşetilip iki tarafının bağlandıktan sonra orta parçasının çıkarılması ve bu sayede kaslara zarar verilmemeye çalışılması tamamen hastaya özel tedavi seçenekleri.

Fistül ile ilgili söylenmesi gerekenler veya akılda tutulması gereken en önemli nokta, atak olduktan hemen sonra teşhisin konulması gerekirse MR ve Ultrasonografi‘nin çekilmesi ve hastanın biran önce tedaviye kendini hazırlaması.

Sorularınız için;
Soru Sor

Daha fazla oku...
Prof. Dr. Ahmet Karamercan Kıl Dönmesi

Prof. Dr. Ahmet Karamercan – Kıl Dönmesi Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Kıl Dönmesi

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A.D. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karamercan Kıl Dönmesi hakkında bilgi veriyor, soruları cevaplıyor.

Kıl dönmesi özellikle genç erkek yaş grubunda sık görünen bir problem bayanlarda da görünen bir problem olmasına rağmen kıl dönmesi ismindende anlaşılacağı üzere kıllı insanlarda daha fazla görünür.
Kuyruk sokumu, göbek bölgesi ve koltuk altı kıl dönmesinin görülebileceği yerlerdir. En sık görüldüğü bölge olan kuyruk sokumundaki kıl dönmesinin tedavisi geçmiş dönemde hakikaten ürkütücü ve zordu.

Oyularak o bölge çıkartılır ve kendi kendine iyileşmeye bırakılırdı. Aylarca süren tedaviler ve aylarca süren akıntılarla birlikte giden tedavi yöntemleri artık terk edildi.
Özellikle sinüs miktarı fazla ise hastalığın orijinal Latince ismi Pilonidal Sinüs, bu sinüs rahatsızlığında birden fazla sinüs var ve uzarsa sinüsler birbirine tekrarlayan çok ataklar olmuş ve o bölgede bir hasarlanma meydana gelmişse, o zaman herhangi bir kalça tarafından o bölgeye doku nakli yapılması en sık uygulanan yöntemlerden biridir.
Dokunun üst üste kaydırılması anlamına gelen Cleft Lift yöntemi diğer bir ameliyat yöntemidir.
Ameliyat dışı tedaviler özellikle, hastaya anestezi gereksinimi olmadan bir tedavi şansı sunması açısından çok değerli.

Mikro Sinüsektomi dediğimiz yöntemde sinüslerin çıkartılarak tedavisi lazerle Ablasyon denilen tedavide o bölge sinüslerin içersinin lazer flaplarıyla yakılması ve daha sıklıkla kullanılan fenol uygulaması yani sinüs ağızlarının bir miktar genişletildikten sonra içerisine fenol adı verilen yakıcı bir maddenin konularak hastanın hissetmeyeceği düzeyde ağrı ile bu işin çözülmesi en pratik yöntemler.
Fenol Mikro Sinüsektomi veya lazer yönteminin özelliği hastaya herhangi bir yatış gereksinimi olmadan veya ameliyathaneye girilmesini gerektirmeden poliklinik ortamında çözülerek bir iki saat içerisinde hastanın tekrar günlük yaşantısına hatta işine dönebilmesine imkan verebilmesi.
Tekrar riski olmasına rağmen, ameliyat gibi uzun ve kompleks bir prosedür olmaması sebebiyle tekrar tekrar yapılabilecek tedavilerin sonucunda eğer gerekli ve düzgün uygulama yapılırsa bir kaç seansta problemin çözülebilmesi ve yüz güldürücü sonuçlar alınması mümkün.

Tedavi edilmediği takdirde ne olacağı hastaların en çok merak ettiği konu. Tedavi edilmemesi Fistül sayısının yani o bölgede Sinüs sayısının artmasıyla sonuçlanmakta dolayısıyla çok tercih edilebilecek bir yöntem değil.
Özellikle Fenol ile yakılma tedavisi hemen Outpatient dediğimiz poliklinikte yapılacak bir tedavi yöntemi.

Sorularınız için;
Soru Sor

Daha fazla oku...
Prof. Dr. Ahmet Karamercan - Kalın Bağırsak Kanseri

Prof. Dr. Ahmet Karamercan – Kalın Bağırsak Kanseri Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Kalın Bağırsak Kanseri

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A.D. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karamercan Kalın Bağırsak Kanseri hakkında bilgi veriyor, soruları cevaplıyor.

Kalın bağırsak kanserleri, gerçekte insanların hayatını son derece etkileyebilen fakat tedavi edilebilen
hastalıklardır. Kolon kanseri dediğimiz şey, gerçekte rektum kalın bağırsağın son kısmı ve kolon kalın bağırsağın üst kısmı, toplumda karaciğer kanseri akciğer kanseri ve prostat kanserinden sonra en sık görünen kanserlerden biridir.

Kalın bağırsak kanseri belirtileri başta büyük abdest alışkanlığı değişkenliği, kilo kaybı ve makattan kan gelmesi gibi bir takım bulgular uyarıcı olmalı. Unutulmamalıdır ki kalın bağırsak kanserlerinde erken teşhis hastanın normal hayatını yaşaması için çok değerlidir.

En çok korkulan problem kalın bağırsak kanserlerinde hastanın özellikle torba takılıp takılmayacağını merak etmesidir. Belli evrelerde yakalandığında  belli özelliklerde kanser türleriyle karşılaşıldığında bu korku tamamen yersiz bir korku.

Rektum kanseri dediğimiz kalın bağırsağın son kısmının kanserlerinde ışıl tedavisi yapıldıktan veya yapılmadan tedavi yöntemi olduğunda torba kullanılması veya kullanılmamasının bir takım etnik detaylarını devreden çıkarırsak,  çok büyük bir başarı yakalamaktayız keza kolon kanseri aynı şekilde yakalanıldığında uygun tedavi yöntemleriyle hastanın yaşamında hemen hiçbir olumsuzluk yaratmayan kanser türleridir.

Sorularınız için;
Soru Sor

Daha fazla oku...